Şeyhanoğulları tarafından 30.01.2025 22:45:08 tarihinde yayınlandı

GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU

<

Güveni Kötüye Kullanma Suçu  5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’muzun 155. Maddesinde “Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak zilyedliği devri amacı dışında tasarrufta bulunmak veya bu devir olgusunu inkar etmek” olarak tanımlanmıştır.

Görevi Kötüye Kullanma suçu yasada “Mal Varlığına Karşı İşlenen Suçlar” kısmında düzenlenmiş olup korunan hukuki değer kişinin mülkiyet hakkıdır.

Suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdii veya teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi suçun nitelikli halini oluşturmaktadır.

Güveni kötüye Kullanma Suçunun basit hali  takibi şikayete bağlı bir suç olup, nitelikli hali ise şikayete tabi değildir.

Güveni Kötüye Kullanma Suçu bakımından taraflar arasında uzlaşma hükümleri uygulanmaktadır. 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek, güveni kötüye kullanma suçunun uzlaşma kapsamına alınmıştır. Uzlaşma, mağdur ve failin, özgür iradeleriyle kabul etmeleri hâlinde, tarafsız bir üçüncü kişinin yardımıyla, suçtan ortaya çıkan sorunların çözümüne aktif olarak katıldıkları bir süreçtir. Uzlaşmada taraflar, mağdurun zararının giderilmesi hususunda bir anlaşmaya varmaya çalışırlar. Güveni Kötüye Kullanma suçu vasfının belirlenmesi halinde taraflar arasında öncelikle uzlaşma hükümleri uygulanmalı, uzlaşmaya varılamaması halinde soruşturmaya devam edilmelidir.

Güveni Kötüye Kullanma suçunda, suç tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (TCK 168/1.) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. (TCK 168/2) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.

YASA METNİ;

Güveni kötüye kullanma

Madde 155-

(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 5. Ceza Dairesi         2019/8349 E.  ,  2020/374 K. Sayılı 16/01/2020 tarihli kararı; “….. Valiliğinin ….. onay yazısı ile ….. inşaatının bitirilebilmesi için ……..Vakfı ………. Şubesi hesabına aktarılmak üzere ……. genelinde para yardımı toplanılması kararına istinaden, ………Müftülüğünün ……..tarihli yazıları ile cami görevlilerinin yetkilendirilmesi üzerine, ……..tarihinde ………Müftülüğüne bağlı ….. Camiinde bağış ve yardım parası olarak 750 TL toplandığı, toplanan paranın 250 TL’lik kısmının cami imamı olarak görev yapan sanık … ve kamu görevlisi olmayan ancak caminin tuvalet ve çevre temizliği ile ilgilenen … tarafından zimmetlerine geçirildiği iddia ve kabul edilen somut olayda; 2860 sayılı Yardım Toplama Kanununun 2. maddesi gereğince vakıflara yapılan bağış ve yardımlar bu Kanun kapsamında bulunmadığından anılan Yasanın 28. maddesinin davaya konu somut olayda uygulanma imkanı olmadığı gibi …….. Vakfı adına toplanan paranın devlet malı da sayılmadığı, vakıf parası niteliğinde bulunduğu ve bu nedenlerle eylemlerin zimmet suçunu değil hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı nazara alınmadan suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması” denmektedir.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi         2019Yar/15909 E.  ,  2020/102 K.  Sayılı 14/01/2020 tarihli kararı; “Sanığa yüklenen güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, hükümden sonra ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiştir.” Denmektedir.

Kaydır